YORUM:  Erdoğan’ın Vizyon Konuşması fos çıktı – 2022

Merhaba,

Daha iki hafta öncesinde basın Erdoğan’ın sosyal konut projesi ve dev seçim harcamaları ilanıyla nasıl ivme kazandığını övüyordu. Bu ivme kayboldu.

Önce, Kürt seçmen üzerinde nüfuzu olduğu söylenilen Şanlurfa MV Şeref Fakıbaba partiden istifa etti. Üstelik AKP üyelerinin cinayet işlettiğine  varan çok ağır suçlamalar eşliğinde.. İYİP ve CHP yeni katılımlarla biraz da olsa medyada yer buldular. Sonra, Mahir Ünal’ın Atatürk’ün dil devrimini yeren ve Türk dili ve kültürü hakkında hiç de hoş olmayan ifadeleri basına sızdı.

Erdoğan’ın 28 Ekim’de büyük bir şenlik eşliğinde açıkladığı Vizyon Belgesi ivmeyi yeniden kazanmayı hedefliyordu. Tamamen fos çıktı. Vizyon Belgesi’nde Kanal İstanbul’u inadına inşa edileceği vaadi dışında ekonomiyle ilgili tek bir madde yok. Halbuki geçmişte Erdoğan bu tür okasyonları yeni mega-projeler açıklamak için kullanırdı.

Vizyon ise kadınlara giyim özgürlüğü yanında eşcinsel evlilikleri yasaklayan bir anayasa değişikliğiyle sınırlı kaldı.

Konuşmada neler yoktu?

  • Yeni Ekonomi Modelinin Türkiye’yi nasıl refaha kavuşturacağı anlatılmadı.
  • Enflasyonun gelecek yılın ilk çeyreğinde %20’lere düşeceği vaadi de yer bulamadı.

 

Diken.com.tr konuşmayı şöyle değerlendirdi:

“Toplantıdan Erdoğan’ın sık sık duyurduğu ‘somut projeler’ çıkmadı. Zaten cumhurbaşkanı da şunları dedi: “Bugün sizlere sadece, Türkiye Yüzyılı vizyonumuzun ruhunu, felsefesini, özünü anlatmak istiyorum.”

 

Prof Hayri  Kozanoğlu ise  konuşmayı şöyle eleştirdi:

 

“Öncelikle böyle rakam oyunlarının bırakılıp, kişi başına gelir 2013’te 12,600 dolar iken 2021’de neden 9,600 dolara kadar düştü, bunun açıklanması gerekiyor. 2023 hedefleri olarak verilen 2 trilyon dolarlık ekonomi, kişi başına 25 bin dolar milli gelir düzeyinin hangi yanlışlarla yarısına bile ulaşılamadığının hesabının verilmesi talep edilmeli” dedi.

 

Türkiye’nin ülkeler arasında piyasa ölçütlerine yapılan milli gelir sıralamasında Endonezya’nın bile altında 17’nci sırada yer aldığını belirten Kozanoğlu, satın alma gücü paritesine göre yapılan hesaplamaların da birçok ülke için doğru olmadığını ve kabul gören bir yöntem olmadığını vurguladı. Kozanoğlu, şunları söyledi:

“Satın alma gücü (SGP) paritesi bazında yapılan hesaplamalar, Türkiye gibi kadınların işgücüne katılımının düşük olduğu, geçimlik tarım üretiminin yaygın bulunduğu, kayıt dışı ekonominin fazla ağırlık taşıdığı ülkelerin gelirlerini gelişmiş ülkelere yaklaştırırlar ama sıralamaları pek değiştirmezler. Dünya Bankası’na göre SGP temelinde Türkiye’de kişi başına gelir 30,472 dolar ama bu rakam euro bölgesi için 50,800 dolar. Ülke karşılaştırmalarında Türkiye hâlâ Yunanistan, Polonya, Macaristan, Slovakya gibi karşılaştırılabilir ülkelerin gerisinde. Şöyle bir örnekle açıklayalım: Almanya’da kişi başına gelir 48,400 dolar. Türkiye’de ise 9,600 dolar. Yaklaşık yüzde 20 civarında. SGP’ye göre ise Almanya 63,800 dolar, Türkiye 30,472. Oran yüzde 48’e yükselse de hâlâ ortalama Alman’ın SGP gücü iki kat daha fazla. Ülkeleri SGP bazında sıralamak ise hiç kabul gören bir yöntem değil. Çünkü ülkeler birbirleriyle küresel piyasa kurallarıyla ekonomik ilişkiler yürütüyorlar. İhracat, dış borçlar bu temelde hesaplanıyor. Bu ancak demagoji için kullanılacak bir ölçü. Zaten bu kriter doğru olsaydı tüm gençler yurtdışına gitmeye çalışmazdı. Nasıl Afganlar için Türkiye daha cazipse, ne yazık ki bizim gençler içinse Almanya, Hollanda o konumda.”

 

AKP’nin iç sorunları sadece Fakıbaba’nın istifasıyla bitmemiş olabilir. İsmail Saymaz’ın Halk TV You Tube videosunda anlattığına göre “30-40 MV partiyle ilişkileri kopardı, artık grup  toplantılarına bile katılmıyor”. Yeniçağ yazarı Orhan Uğuroğlu daha da karamsar bir bilgiye eriştiğini iddia ediyor:

“Şunu söyleyebilirim ki AKP hızla çöküyor…

Peki bu çöküşün, AKP milletvekillerinin bu rahatsızlığı, neden kaynaklanıyor?

 

-Birincisi; Sarayın milletvekillerine kapalı olması.

AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan sarayda kurduğu danışmanlar ordusu ile ve kurduğu birkaç kurulun başkanlarıyla politika yürütüyor.

Milletvekillerinin saraya gitmeleri ve milletin sorunlarını Erdoğan’a ulaştırmalarının yolu kapalı.

-İkincisi; Bakanların kapıları da milletvekillerine kapalı…

AKP’li milletvekilleri seçmenlerinin sorunlarını bakanlara da iletemiyorlar.

Bakanlar direkt cumhurbaşkanına bağlı olduklarından milletvekillerine randevu vermiyorlar ayrıca hesap da vermiyorlar.

-Üçüncüsü; Milletin yüzüne bakamıyorlar.

Yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı milleti o kadar kızdırıyor ki;

 

2018’den bu yana seçmenlerine yaptıkları vaatleri gerçekleştiremeyen AKP milletvekilleri kulislerde, “Gittiğimiz her yerde vatandaşlar haklı olarak bizi eleştiriyorlar” diye şikâyet ediyorlar.

-Dördüncüsü; AKP’deki çöküşü görüyorlar.

28 rakamının önümüzdeki günlerde artacağı da kulislerde seslendiriliyor.

AKP’li 4 milletvekili ile konuştum. Ortak eleştirilerini şöyle sıralayabilirim.

-“Partimizin en büyük sıkıntısı kuşku yok ki 20 yıl sonra Türk milletini ekonomik olarak çok büyük sıkıntıya düşürmesidir.

Ekonomik kriz milletin bizlere yönelttiği birinci sorundur. Ancak ne yazık ki bu sorunun çözümü ortaya koyulmuyor.

Bakanların birbirileriyle küs olduklarını artık sağır sultan bile duydu.”

 

Yazar:  FÖŞ, hani sansür  yasası var ya..günahsız editörlerimiz ve imtiyaz sahibinin başı derde girmesin…

 

Türkiye Yüzyılı: Dağ fare mi doğurdu? | İbrahim Uslu

 

Rezervler kritik seviyede! & Bankalara savaş ilanı | Erdal Sağlam

 

Diplomasi ÖZEL: Ukrayna’nın acı kışı, Çin’in gün batımı


Umuyoruz ilginizi çeken, güzel bir içerik sunabilmişizdir.

Yorum yapın